Ana Sayfa / Köşe Yazısı / İSLAM VE ALEVİLİK

İSLAM VE ALEVİLİK

Esirgeyen bağışlayan Tanrı adıyla
Ali İmran ayet: 19- Allah’ın indinde din İslam’dır. İslam nedir. Allah’ın birliğine inanıp iman ederek,Allah’a teslim olmaktır.

Hz. Muhammed’in getirdiği Müslümanlık. Kur’an’a göre kendinden evvel gelen peygamberlerin getirdiği,Allah’ın birliğini tanıyan, dinlerin devamı ve tamamlayıcısıdır. O nasıl oluyor ki, Muhammed’in getirdiği din İslam oluyor da Musa’nın İsa’nın getirdiği dinler Hırıstiyan oluyor da İlam olmuyor. Simdi Kur-an Kerim ayetlerine dönelim.

Ali İmran ayet-85- Kim İslamiyet-ten başka bir dine yönelirse,asla kabul edilmeyecektir. Onlar ahretten hüsrana uğrayanlar olacaktır.
Şimdi bu ayetin mesajına iyice dikkat edelim. Bu cümle şu mesajı veriyor. Kim Allah’ın birliğini tanımaz da, ona es koşar, diğer put gibi heykellere taparsa hüsrana uğrarlar. Aynı Allah’ın birliğini tanımayan,putpereslere verilen mesajdır. Bu mesaj çok açık bir şekilde verilmiştir. Allah’ın birliğini tanıyan dinler için verilmiştir.
Ali İmran ayet:3- Kendinde önceki kitapları tastık eden, Hak kitabı sana da indirdik, önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat-ı ve İnciri de, indirdik.
Ali İmran ayet: 84- De ki Allah’dan bize, indirilene, İbrahim-e, İsmail-e, İsak-a, Yakub-a torunlarına indirilmiş olana,Musa-ya,İsa-ya,ve diğer nebilere Rablerin-den kendilerine verilene inandık. Onlardan hiç birini,ötekiden ayırmayız.Biz ona teslim olanlarız.
Bakara ayet: 140- Yoksa siz,İbrahim-i,İsmail-i, İshak-ı, Yakup ve torunları Yahudi yahut Hırıstiyandı mı diyorsunuz. Söyle onlara siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah-mı Allah-tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizliyenden daha zalim kim vardır. Allah yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.
Bakara ayet: 41- Elinizde bulunan Tevrat-ı Tasdikleyen Kur-an-a inanın ilk inkarcı siz olmayınız.
Bakara ayet:91- Onlara Allah’ın indirdiğine inanın denildiğinde, biz indirilene inanırız, deyip, gelen Kur-an-ı inkar ederler.Halbuki Kur-an elerinde bulunan Tevrat-ı tastık eden hak bir kitaptır.
Bakara ayet:97- Allah’ın izniyle Cebrail önceki kitapları doğrulayan,insanlara yol gösteren, Hak kitabı senin kalbine indirmiştir.
Mide ayet .84- Ey Muhammed Kur-an önce gelen kitapları taştık eden ve onlara şahit olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği, ile aralarında hükümet.
Nisa ayet: 163- Biz, tıpkı Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim-e İsmail-e İshak-a Yakub-a torunlarına, İsa-ya Eyüb-e Yunus-a Harun-a Süleyman-a da vahyettik.
Hz. Muhammed’in getirdiği dinin temel esasları,Kur-an ve EHL-İ BEYTDIR. Kur-an da ki ayetlerin verdiği mesajlara göre İslam, yalnız Hz. Muhammed Mustafa’nın getirdiği din değildir. Kur-an-ı Kerim açıkça bunu söylüyor.
Kutsalkitaplar ile insanlığa mesaj veren, tek Tanrılı Allah’ın birliğini tanıyan, peygamberlerin getirdikleri dinler topluluğunun ismi , İslam dır.
Çünkü hangi dine mensup olursan ol, Dilin ile ikrar edip, gönlün ile iman,edip, Allah’a teslim olmadıkça İslam olmazsınız. Adem atadan bu tarafa bir çok peygamber geldi ve onların beraberinde getirdikleri dinlerin hepsi de ufak tefek farklıklar ile birlikte,insanları doğruluğa ve doğru yola Çağırıyor. Yüce Allah’ın birliğini ve kutsallığını bildirir.
Nisa Ayet-136- Ey iman edenler Allah-a onun Resulüne, indirmiş olduğu kitap-a daha ünce indirmiş olduğu kitap-a inanın. Kim Allah-ı,onun meleklerini,kitaplarını,Resullerini ve ahret gününü inkar ederse geri dönüşü olmayan bir sapıklığa gömülmüş olur.
Hac Ayet-78- Allah yolunda gereğince uğraş edin,sizin odur seçen,dinde hiçbir güçlük yaratmadı.Sizin için Atanız İbrahim-im dinine gidin. Bundan öncede, o sizlere İslam dedi.
İslam alemi dediğimiz, Hz. Muhammed-in ümmetiyiz diyen topluluklar, yalnız Hz. Muhammed-in getirdiği din İslam dır derken Kur-an-ı inkar etmiş oluyorlar. Çünkü Sünni kesim bu hatayı bilerek veya bilmiyerek halen yapıyor. Aklımızın almadığı bir tarafda, Yukarıda kaynak olarak verdiğimiz, Kur-an ayetlerinde daha yüzlerce ayet varken, nasıl oluyor da, bu bencilce düşüncelerden vazgeçmiyorlar. Göz güre güre bu kutsal ayetleri dikkate almıyorlar.
Alevi, Toplumunun bir kesimi, İslam deyince,hala bugün devam eden Emevilerin getirdiği Suudi Arapların devam getirdiği ve bizim Türkiyemizde de aynen sürdürülen şeriatı, Hz. Muhammed-in getirdiği Kur-an-daki Müslümanlık olduğunu zanediyorlar. Onun için diyorlar ki, Eğer Müslümanlık dini bu ise, bizim Alevi inancı,böyle EHL-İ BEYT-İ safdişi eden ve Kur-an-ı kendi düşünceleri doğrultusunda yorumlayan bidat, riya, sirk ile donatılmış olan bir Müslümanlığı kabul etmeyiz.
Hal böyle ise Kur-an adına sürdürdükleri bu şeriat ne Kur-an-la ne de Hz. Muhammed ile uzakta ve yakında ilişkisi vardır. Bir takım uydurma hadislere dayalı, cahiliye devrinin uzantısıdır. Onun için de, Alevi inancının İslam ile alakası yoktur, veya İslam-ın içinde değildir gibi, büyük yanlışlıklar yapılıyor. Kur-an-ı Kerim,İslam-ın ne olduğunu çok net açıklıyor. Bencilik yapıp, İslam-ın anlamını kendi görüşlerine göre yorumlamak, en büyük günahtır.
İslam gerek inanç gerek yaşayış ve gerekse sosyal yapıyı düzenleyen esaslar getirmiştir. İnanç prensibinin başında EHL-İ BEYT ve TEVHİT gelir.EHL-İ BETY yolu ve Tevhit İslam inancının, düşünce yapısının NİRENGİ noktasıdır.Tevhit konusunda her hangi bir sapmaya izin verilmez. EHL-İ BEYT yolunda,Tevhit ile ibadet etmek,tam anlamı ile, Hakka teslim olmak,onu birlemek demektir.
Bu Allah-ın mutlak,tek ve kudret sahibi olduğunun ispatıdır. Hz. Muhammed Allah-ın kulu ve resulü dur. Kur-an ve EHL-İ BEYT yolunda,birliğe götürecek tek yol Tevhit ile yapılan ibadettir. Burada bazı canlarımızın Tevhit nedir, diyebilirler. Tevhit, kelime anlamıyla birkaç şeyi birleştirme demektir.
Şeriat dilinde la ilahe ilallah-Tanrıdan başka Tanrı Yoktur. Sözüne kelimeyi tevhit denir.
Tasavvufta ibadet anında, kendi varlığını Tanrı-nın varlığında yok edip, Tanrı-nın varlığıyla var olma anlamındadır. Tasavvuf dilinde vaadet-i vucut denir.
Ne yazık ki Allah adıyla aldatma ve sömürme, daha ilk yüzyılında ve ilk kuşağın hayatta olduğu bir devirde başlamıştır. Hz. Muhammed-in ilmine ve sırına vakıf olan, peygamberden sonra konuşan Kur-an olarak bilinen,ilim beldesinin kapısı gibi sıfatlarla anılan tek kişi Hz. Ali-dır. Fakat Hz. Ali-ye karşı çıkan halife Ebu-bekir,Halife Ömer,ve Emevileri iktidara taşıyan baş mimar Halife Osman olmuştur.
Muaviye Ali-nin kılıcı karsısında ezileceğini anlayınca, Kur-an ayetleri yazılı olan parşömenleri mızrakların ucuna takıp, biz Kur-an-ı hakem yapmak istiyoruz,diyerek, din ve Allah adına ilk hileyi şeriyeyi,yaparak, karsısında ki büyük gücü durdurmuştur. İşte Hz. Muhammed-den hemen sonra-180- derece dönüş yapan ilk kuşak bunlardır.Bunların ters yüzü yaptıkları Müslümanlık, halen aynen devam ediyor. Hz. Muhammed-in getirdiği İslam dinine vurulan en büyük darbe budur.
Hz. Ali-nin hükümlerini ve emrini, böyle bir oyunla Allah-ı ve Kur-an-ı kullanarak ayaklar altına alan, böyle bir ziynetin oyun bazlığını haykıran Hz. Ali bu din simsarlarının, hileyi şeriyelerinin önüne geçememiştir ve tarihsel aldanışı önleyememiştir.
Yine ne ilginçdir-ki aynı şahı velayeti Hz. Ali-yi Allah-ın kitabına karsı gelmiş diye şehit ederler. Ardından da evladına ve soyuna,insanlığın kabul edemeyeceği işkenceyi ve katliamı yaparlar.
İşte günümüzde,din adına insan öldürülüyorsa,Emevilerin kendi cahiliye devrinde ki inançlarına İslam kılıfı çekip,dünyaya yutturdukları,suni Müslümanlığın kabul edilmez başka bir yüzüdür.
Biraz ünce sözünü ettiğim zihniyetin ilk devirlerde ki damarı,işte bu Ali-yi kafir oldu diyerek şehit etiler.Bununla yetinmediler o piş, o katranlı ve lanetli damar son peygamberin cennet çiçeklerim diye koklayıp bağrına bastığı İmam Hasan-ı zehirleyerek imam Hüseyin-ide doğrayarak ortadan kaldırdılar. EHL-İ BEYT ocağını çiğneyip tarumar etiler.
Doymadılar Halifeye ( yanı melunlar kıralı yezidi lanatulaya ) ası oldular gerekçesiyle EHL-İ BEYT-E yanı peygamberin aziz evlatlarına İslam-ın mabedi dedikleri camilerde-81- yıl boyunca lanet okudular.buna Hz. Muhammed-de dahildir.çünkü Hz. Muhammed söyle buyururdu Aliyi seven beni sever Aliye düşman olanla bana da düşmandır.ve bu pis damar İslamlık idasın-dan da, geri kalmadılar.
Sevgili canlar.Müslümanlık demek inanç ehli demektir. Allah-ın varlığına ve birliğine inanan herkes Müslüman-dır. Yanı müsli imandır.

İSLAM VE ALEVİLİK

Dünyadaki tek Tanrılı tüm dinlerde, iki ayrı tapınma ve inanma değeri vardır. Birincisi fıkıh,( Türkçe karşılığı hukuk demek ) Bu hukuk denen değer, dini anlamıyla şeriat denen, tapınma ve inanma sistemidir.
Dinde şeriat denen sistem ve yol, sivil toplumları yöneten ( yargı ve yürütme ) organıdır. Bu günkü kanunlarda olan- yasak-kelimesi,Müslüman dininde ki karşılığı Günah-Kelimesidir. Bu günah kelimesinde, yaptığın her kötülüğün, Allah tarafından yasaklandığı ve cezalandırılacağı anlamını taşır. Müslümanlık-tan evvel gelen tek Tanrılı semavi dinlerini incelediğimiz de, hepsinde bu fıkıh,şeriat inanç sistemi ve mistik Tasavvuf inanç sistemi olan iki farklı tapıma ve inanma değerleri önümüze çıkıyor.
Hz. Muhammed efendimize peygamberlik geldikten sonra, Müslümanlığın ilk yayılma zamanından, Hz. Muhammed din dünya, devlet,ordu ve sivil yönetimin sorumluğunu bizzat kendisi idare ediyordu. Özetlersek bütün inançların birinci devresi, sivil toplumu yöneten şeriat sistemidir. Şeriat başlangıçtan kutsal kökenin bir yansıması olarak algılanır ve görünür. Neticede nesnel dünyadır. Bunun da ötesinde, nesnel dünyaya ilişkin insan kararlarıdır. Bu kararlar yönetim ve yönetmek için düzenlenir. Yargı ve yürütme organıdır.Diğer inançsal yöndeki tasavvufa gelince Yaratılmışın, Yaratıcıya gönül yolu ile yaklaşmasıdır. Sıratı müstakim-in içinde vaat eti vucut birliğine ermiş yoludur. Bu yolu da veliyüllah olan Hz. Ali başlatmıştır.

ALEVİLİK NEDİR

Alevilik,Allah, Muhammed, Ali kutsallığı kalbinde taşıyan, Hz. Ali-nin Adaletinde ayrılmayan, teme4linde insan sevgisi bulunan, hoş görü, hümanişt ve her dine, her mezhebe,her inanca saygı duyan bir inançlar bütünüdür. Şimdi bu bütünü açalım,Din dil irk, Renk, farkı gözetmeyen Eline,Diline,Beline sahip olma ilkelerini şart koşan bir düşüncedir.
Bu inanca gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını giderir. İnsanları beraber yasadığı toplum içerisinde kendi istekleriyle, Kendilerini yargılatıp aklamalarını sağlar. Laik demokratik, eşitlik, paylasımcı, özgür bir düşüncedir. Şeriatın tutucu ve bağnaz kurallarına bağlı olmayan,icmanın İslam-a yaptığı ilaveleri ret eden, İslam dinini, Sünni şeriatından ayrı yorumlayan bir inançtır. Alevilik aslı doğruluk, kemali dostluk,cevheri merhamet,görüşü eşitlik, hazinesi bilgi,meyvesi sevgi, olan bir hamurla yoğrulmuştur.
Alevilik,insanı insanı kamil mertebesine yücelterek erdemli insan yaratmayı ön görür. İnsanın hamurunda hem ilahiliğin hem de irfanlığın birleşen bir mayasını oluşturur. Korkuyu asıp sevgi ile Tanrıya yönelen, enel Hak, Hak inancı ile insanı kamilin özünde Tanrıyı gören,yaratan ile yaratılan ikiliğinde çıkıp,vahdetı vucut-a varır. Ahlak ve karekterini düzene koyar. Dini bir biçim ve sekil olarak değil,insanlığa en iyi hizmet verecek yapısıyla, özünü ve ruhunu tahrip etmeden, dinin bağımsız idare gücü batını özelliğini evrenselleştirir. Akil ve iman bütünlüğünü birleştirip sefaf insan ve temiz toplum yaratmaya hizmet eder. Hz. Muhammed-in Hz. Ali-nin kırklar ceminde temeli attıkları İslam-ın tasavvuf inanç sistemidir. Alevilik.
Alevi kelimesi Hz.Ali ve EHL-İ BEYT-İ sevmek manasındadır. Ve ev halkı demektir. Yanı EHL-İ BEYT-İN etrafında toplananlara Alevi veyahut Ali evi denmiştir.
Ehl-i Beytin hadimiyiz hem pirimiz ol veli
Biz o nesli muallayız Aleviyiz Alevi

Ehli iman arifi insan hükmü kur-an bizdedir
Ali Eba mühübüyüz nuru Furkan bizdedir
Cedimiz ol nesli paktır edeb erkan bizdedir
Biz ol lutfu ilahiyiz Aleviyiz Alevi

Ali nuru velayetdir doğdu burcu vahdetten
Ali semsi hakkiikattir halk edildi rahmetten
Ali Seyfi risaledir hem beridir vaşeten
Ol sıfatla mühübiyiz Aleviyiz Alevi

Ali kani metalipdir söreti la fetadır
Ali şahı hilafettir hem Hüdada atadır
Öyle Hulkı Hasan-dır ki mübarayi hatadır
Biz ki ona mülakiyiz Aleviyiz Alevi

Ali yül murtazadır ol sahibi zülfikardır
Mü-ini islamiyetdir Resulullaya yardır
Müderisi ürefadır nice nice fazlı vardır
Biz ol ilme temadeyiz Aleviyiz Alevi

Hasan ile Hüseyin dirki ona yarı vefakarız
Kerbelanın merdanıyiz dilaran cefakarız
Nuri hasret dağı gamla mumdalayiz ahu zarız
Ta hasre denk munadıyiz Aleviyiz Alevi
Ehl-i beytin mühübiyiz mürsüdümüz ol veli
Biz ol ehli peymaneyiz ki Aleviyiz Alevi

Hz. Ali-nin sevilmesini cenabı Allah emir etmiştir. Ayrıca Hz. Peygamberde bizlere tebliğinde buyurmuştur ki, Ene Ali min nuru vahid, Yanı Ali ile ikimiz bir nurdanız. Aliyi seven beni sever,Beni seven Allah-ı sever. Ali-yi sevmeyen ne beni nede Allah-ı sever.Ene medimetül ilmün Ali-yyün babiha. Ben ilmin şehriyem Ali-de kapısıdır. O şehre girmek istiyenler Ali kapısına geleceklerdir. Başka hiçbir giriş kapısı yoktur. Yine Hz. Muhammed söyle buyurur. Ey İslam alemi size iki büyük emanet bırakıyorum.
Biri Hakkın kelamı olan Kur-an-ı Kerin-dir,biride benim HL-İ BEYT-İM-DIR bunlar ikisi birbirinde ayrılmaz tahki rozi mahşerde Kevser havuzu basında bana ulaşana kadar. Her kim ki EHL-İ BEYT-IME hürmet eder, saygı gösterirse,hem bana hem de Allah-a saygı göstermiş olur. Bu mealde bir çok ayet ve hadisler yazılmakta olup, bu gerçeği görmezlikten gelenler inkar mayetine girer. İnkar Hakkında şöyle ayetler vardır.Lağnetullahı- aler kavmil kafirine. Yanı gerçeği görüp de bilerek kim inkar ederse Allah-ın laneti onun üzerine olsun demiştir.
Bu hususlar dikkate alınırsa Allah Muhammed kendileri de Hz. Ali-yi sevmişler. Ve sevilmesini de bütün insanlara emir etmektedirler. O zaman kendileri de Aleviliği iltizam etmiş olmaktadırlar. Yanı Alevilik İslam dinin temelidir. İn kanerefzu hubbi Ali Muhammed-in fel yeşhedüş sekalan inni rafizi. Türkçe-si Eğer Ali Muhammed-i sevmek rafizilikse dünya ve ahretteki bütün mahlukat şait olsun ki, ben rafiziyim. ( imamı şafi ) Mir-atül makasıd.

ALEVİLİĞİN MİRAS KALMASI
Hz. Muhammed son veda haccında döndüğü zaman cenabı Allah emir buyurur.
Maide,ayet-67- Ey resul Rabbinden san indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmasan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlarda korur. Allah küfre batmiş topluluğa kılavuzluk etmez.
Hz. Muhammed-de gadiri-hum-da tüm islamların toplanmasını söyler. Ve söyle der bugün kendime bir vekil ve vası tayin edecem. Duyanlar duysun duymıyanlarada söylesin. Yüce Allah-ın buyruğunu yerine getirecem. Hz. Muhammed emir ederek 28 deve semerinde bir minber tertip ederek üzerine çıktı, ve şöyle halka seslendi. Dedi ki ey İslamlar (Femen küntü mevlehu feraza Ali-yün mevlahu.) Ben kimin melası isem Ali-de onun mevlasıdır. Kimin büyüğü sem Ali-de onun büyüğüdür. Benden sonra size doğru yolu gösteren Ali-dır.Ali-yi bilen beni bilir beni bilen Allah-ı bilir.Ali-yi bilmeyen ne beni nede Allah-ı bilir. Çünkü ( Ene Ali minnuru-vahid.) Ali ile ikimiz bir nudanız. Üç sefer pes pese tekrar ederek, size iki emanet bırakıyorum. Birisi Kur-an-ı Kerindir, biride benim EHL-İ BEYTIM-DIR Ehl-i Beytimin, hak ve hukukuna dikkat edin. Saygı gösterin,her kim Ehlibeytimi incitirse beni ve yüce Allah-ı incitmiş olur. Bir çok nasihatlardan sonra bütün orda-ki bulunan halk gelip,Hz. Ali-ye biat ederek ya Ali sen erkek ve kadınların velisi oldun. Kutlu olsun diye elini sıkmakta iken, orada bulunan kureşilerden bazıları Ömer ve Ebubekir-le birlikte Osman-da dahil yürüyüp gittiler. Diğer halk ise Hz. Peygamberin ve Hz. Ali-nin peşinde gittiler.
İşte o zaman,Hz. Peygamberin ve Hz. Ali-nin peşinde gidenlere, Diğer Bekir-in Ömer-in,ve Osman-ın peşinde gidenler dönüp dediler ki, Bakın Ali-cilere hepsi birleşti işte onlar ALEVİ ALİ-YI sevenlerdir, dediler.Ömer ağaların peşinden gidenlere Sünni dediler. Yanı bizim peygamberimize inanmayanlar dahi adlandırıldılar. Bizler alevi unvanını oradan aldık. Peygambere inanan Allah-a inanmış olmaktadır. Diğerleri bira ileri gittikten sonra onlarda geri dönüp Hz. Ali-nin önünü keserek ya Ali, Bizde sana biat ediyoruz. Ne mutlu sana ki sen erkeklerin ve kadınların velisi oldun. Seni kutlarız, diye zahiren,Hz. Ali-ye dost gibi görünerek Hz. Ali-nin ayağının nasıl kaydırılacağını düşünmeye başladılar. Kalplerinde bir kıskançlık sorunu yaratmaya başladılar.
Hz. Ali-nin bu faziletini çekmediklerini sorunu, Hz. Peygamberin vefatına kadar
sürdüler.
Altıparmak. Peygamberler, tarihi sayfa 764. Bu ölüm işini bu fani dünyada şaşılacak bir iş midir. Nerede o nebiler, o evliya-yı kiram. Hele o Allah-ın mabudu, sevgilisi Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretleri ki,ona da dünyada ne haler etiller gör. Kuzuya ağu katılar, dört yıl sonra o ağu tesirini gösterdi, ondan şehit oldu.
Sayfa—775—de, Bişr bin bera bin Mağrur-un anası der ki. O Hz. Muhammed (s.a.v.) Hastalığında evine vardım. Ya Resulallah dedim. Ben hiçbir zaman böyle bir zahmet,ızdırap görmedim.
Hz. Muhammed (s.a.v.) de. Hak Teala-nın nebilerine bu hastalığı musallat etmesi laik değildir. Ancak bu şeytan oyunlarındandır. Ona Eşittir. Lakın bu hastalık her halde yediğim zehirli etin eseridir ki,senin oğlunla birlikte yemiştik. Bu devre,hayat damarlarının kesilecegi devirdir.
Sadete ermişler bahçesi fuzuli- sayfa 131-de şöyle der. Bir gün Hz. Peygamber efendimizi ümmül beramın evine davet ederek yemeklerine zehir katarlar. Peygamberimiz Selma-ni Farisi ile birlikte gelirler.Eve-la yemeğe Selma-ni Farisi elini gütürür, peygamber Selma-nın elini tutu dedi ki ya Selman bu yemek benim için özel hazırlanmıştır. Sen kaldıramasın, dedi. Ve Selma-nı Farisi yemedi Hz. Muhammed yedi ve zehirlendi.kendi ağzının yarı ile zehir-i giderdikten sonra, arada dört yıl geçtikten sonra, zehir tesirini gösterir. Hz. Peygamber o zehir tesiri ile şehit olmuştur. Onun için Hz. Peygamber imam Hasan benim gibi şehit olacak, yanı zehirle bedeni yeşile boyanacak. İmam Hüseyin de, Hz. Ali gibi kırmızı kana bedeni boyanacak.
Hz. Muhammed efendimiz bir zaman hayberin fethini gerçekleştirmek için Ebubekiri, çağırdı ya Ebubekir al şu sancağı da heyberin kalesine dik,diye sancağı verdi. Bekir sancağı alıp biraz yürüdükten sonra korktu geri giderek ya Muhammed ben bunu yapamam dedi. Ertesi gün Ömer-i çağırıp sancağı verdi ya Ömer hayberin kalesini fet et dedi. O da biraz yürüdükten sonra geri dönüp sancağı geri getirdi ya Muhammed ben yapamam dedi. Daha sonra bu emri Osman-a verdi oda aynısını yaptıktan sonra, peygamber efendimiz düşüncede kaldı, ve düşünmeye başladı. Tam bu sırada Cenabı Allah Cebraili göndererek ya Muhammed sen hiç düşünme heyberin feti Hz. Ali-nin kolunun pazvasındandır. Sen Ali-yi çağir diye emir eti.
Hz.Ali ise Medine-de idi. Hz. Fatım-a imam Hasan ve İmam Hüseyin ile hurma ağacını devsiyorlardı. Gözlerinde rahatsızdı. Hz. Muhammed-in çağrısı üzerine hemen hurma ağacında inerek ya Fatıma baban beni çağırır,bana itiyacı var diyerek göz açıp kapamada Hz. Peygambere ulaştı.
Buyur ya Muhammed emrine geldim dedi. O zaman peygamber efendimiz ya Ali al bu sancağı hayberin fetini gerçekleştir, deyince Hz. Ali söyle buyurur. Ya Muhammed sana BİN canım kurban olsun, diyerek sancağı aldı ve yürüdü. Biraz sonra Hz. Ali basına bir KIRMIZI bez bağladı,ve bacağına da bir KIRMIZI zırh giyerek yürüdü. Bunu gören kureyşiler bakın Hz. Ali-nın askeri hep Kızılbaş olmuş diye hitap etiler. Bu tarafta ki peygamberin tabilerinde ya Muhammed Hz. Ali bir kımızı zırha bürünmüş ki çok heybetlidir, bunun sebebi nedir dediler.
Hz. Peygamber de Hz. Ali-yi yanına çağırarak ya Ali bu kisvenin kırmızı olmasında ki sebep nedir, diye sordu. Hz.Ali ise ya Muhammed ölmek vardır, Harpden dönmek yoktur. İKİNCİSİ ise kanımızın işaretidir. ÜÇÜNCÜSÜ de Bayrağımızın amblemidir dedi. O zaman peygamber efendimiz ya Ali senden muzafferiyetini dilerim diyerek,Hz. Ali-nin ordusu hayberin fethini gerçekleştirdi. İşte o zaman Hz.Ali-ye tabi olanlar muzafferiyeti kazandılar ve Kızılbaşlık Ünvanını da oradan almış bulunuyoruz. Evet ilk Kızılbaşlık Hayber-den kalmıştır. İslam dininin temelini teşkil eden Alevilik ise şöyle oluşmuştur.
SİFFİN- Savaşın-dan, Mviye-nin askerlerinden ayrıt etmek için Hz. Ali, kendi askerlerinin başlarına kırmızı sarık sardırmış, kendiside kırmızı sarık bağlamıştır.
Hz. Muhammed-den sonra bu güne kadar geçen zaman için de ne kadar hükümetler gelmiş geçmiş ise de temelinde peygamberin İslam dinini kurduktan sonra Hz. Ali-yi kendine yardımcı ve vekil seçmenin sebebiyle faziletini çekemediklerinden, her türlü hileye baş vurduklarını, ve gerçeklerin üzerine perde çekerek bidatlerı meydana getirdikleri KUR-AN ve tarih kitaplarında da anlaşılacağına göre İslam dinine canla başla sarılan, hatta dindeki görevlerini tamamen yerine getirenleri,kötülemek suretiyle çirkin göstermeleri, bir sürü iftiralara, kötü damgalar vurarak insanlık dişi, İslamlığa yakışmayacak iftiraları yapmak suretiyle, Alevileri çirkin gösterdiklerini, ve Müslümanlar arasına nifak düşürdüklerini, ve bu sebeple bir çok katliama sebep oldukları tarihlerce meydana çıkmıştır.
Bu meyan-da Türkiye Cumhuriyetini kuran, değerli önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk-ün, kurmuş olduğu, Cumhuriyet sayesinde her türlü basın özgürlüğü ve fikir özgürlüğü ile, insanlara verdiği değerleri, gerçekleri saklamadan yaza bilen ilim ve bilim adamlarımız sayesinde güneş gibi meydana çıkması ve insanlığın aydınlatılmasında bizlere rehberlik etmesi ve o kirli yazıyı yazan kalemleri kırmıştır.
Şimdi bütün insanların gözlerinden hiçbir gerçek gizlenmemektedir. Artık gün ışığı gibi meydana çıkmak suretiyle, bizlere döşen ilim ve bilim adamlarımızın sayesinde araştırma yaparak kaynaklardaki bilgileri toplayarak, şimdiye kadar suçluluk altında ezilmekten kurtulmamıza ışık tutan hakikatları söylemeye devam etmemiz lazım.
Mustafa Kemal Atatürk-e yanındaki doktoru,Rakip üner. Bir gün diyor ki. Atam sen her şey yaparsın,,yalnız bir şey yapamazsın. O da ey Rakıp benim yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Neyi yapamam, söyle deyince sayın atam sen eğer bu dediğimi yaparsan ortada ADLİYE kalkar dedi. Atatürk Rakıp beye kızarak söyle neyi yapamam deyince ey ATAM eğer sen Türkiye-yi Aleviliğe teşfik etsen ortada ADLİYE kalkar, demesi üzerine Atatürk ey Rakıp bey ne yapıyorsun, daha bu halk cahildir, onu kaldıramaz dedi.
SOVYETLER BİRLİĞİNDE YAPILAN ARASTIRMA
Hz. Muhammed-in Gadiri hum-da söylediği son hadisinde EHL-İ BEYTM sizin içinizde Nuh-un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur. Binmeyen helak olur demiştir.
Bu hadis gerçeği saptırmayan Sünni Alimler ve Alevi alimler tarafından söylenir ve yazılır.
Bu konu Sovyetler Birliği-nin cudi dağında yaptığı bir araştırmayı, Nasredin Eski koçakın ilk alevi kimdir adlı kitabın -21-ci sayfasından yazılan tespitleri yazıyorum. Hasan Sevin-nin de Alevilik adlı kitabında sayfa-42-43- de aynen yazıyor. 1951- yılında Sovyetler Birliğinde eski eserler uzmanları cudi dağının kaf vadisinde araştırma yaparken eski ve çürümüş tahta parçalarına raslanmışlar. Bu parçaların bulunması,araştırmaların daha geniş yürütülmesini sağlamıştır. Böylece daha çok eski parçalara rastlamalarına sebep olmuştur. Bulmuş oldukları bu parçaların arasında 14 İKTE- uzunluğun-da ve 10 İKTE genişliğinde hiç değişmeyen ve çürümemiş bir tahtanın bulunması araştırmacıları deşete düşürmüştür. Çünkü bulunan bütün tahta parçalarından yalnız bu tahta parçası hiç çürümeden sağlam bir vaziyette kalmıştır. 1952 senesinde Araştırmacılar buradaki araştırmalarını bitirdikten sonra buldukları tahta parçalarının ve sağlam kalmış olan tahta levhanın Hz. Nuh-un gemisine ait olduğunu saptamışlar. 1953 de Sovyetler Birliği eski diler uzmanlarından-7- kişilik bir heyet kurulmuştur.
1- Sulenof: Moskova Fakültesinin eski diler uzmanı.
2- İfe Han Hunyu: Çin lukuhan Fakültesinin eski diler uzmanı.
3- Mişatinlu: Eski eserler müdürü.
4- Fen mul karf: Kifanza Fakültesinin eski diler üstadı.
5- Dirakn: Lenin Fakültesinin eski eserler üstadı.
6- Eym ihmad külad: Keşif ve arastırmalar müdürü.
7- Micar kültüf: Stalin Fakültesinin başkanı.
Adları geçen eski dil ve eserler uzmanlarından kurulan bu heyet sözü edilen levha üzerinde 8 ay süren bir inceleme yapmışlardır. Neticede bu levanın Hz. Nuh-un gemisine ait olduğu,Hz. Nuh-un bu levha-yi, levha üzerine yazılan adlar bereketinde koruyucu olarak gemisinde bırakmış olduğu öğrenilmiştir. Bu heyetin yazının samani lügatı ile yazıldığı belirlemiştir. Bu yazıyı Manchester Üniversitesinde eski diler uzmanı İYF maks İngilizceye çevirmiştir. Türkçe karşılığı şöyledir.
Ey Allah-ım ve yardımcım. Rahmetin ve kerimin hakkı için ve bu mukades insanlar hürmeti için bana yardım et.
—– Muhamed: MUHAMMED.
—– Alia iliya: ALİ.
—– Shabber: Şubber: HASAN.
—– Shabbir: Şubeyr: HÜSEYİN.
—– Fatma: Fatıma: FATIMA.
Bunların hepsi muazzam ve mükerrem ( Saygıdeğer) kişilerdir. Alem bunlar için Kaimdir. Onların adına bana yardım et. Doğru yola yöneltebilecek yalnız sensin.
Adları geçen eski dil ve eserler uzmanları söz ettiğimiz bu levha üzerindeki adlar karsısında büyük bir deşete kapılmışlardır. Neden kapılmışlar ki, levha 5 BİN seneden beri nasıl bu vaziyetten kalır ve nasıl Hz. Nuh, bu uzun süreden önce EHL-İ BEYT-İN adlarını gemisinde bereket ve koruyucu olarak yazar ve hürmetlerini hakkı için Allah-tan yardım ister.
Evet canlar EHL- BEYTE ait bu mucizeyi destekleyecek bir hadisi şerif mevcuttur. Hz. Muhammed biz olmasaydık Nuh-un gemisi yürüyemiyecekti. Bu olay 1985 de Irak Necef Eleşrafın dergisinde, Pakistanın Lahur-Maarif Yayın evinin yayınlarından ilaya adlı kitapta yer almıştır. Levha, Moskova-nın eski eserler müzesindedir. Bundan şüphe duyanlar, bu olayı araştırıp gerçekleri görebilirler.
Önceleri bu hadise garip şey gibi görüne bilir,ama aslında garip değildir. Çünkü Hz. Muhammed-e ilk önce şöyle hitap edilmiştir. ( Levleke levlek me hulikatil eflek.) sensiz felekler yaratılmayacaktır. Evet Alemlere rahmet olarak günderilen Hz. Muhammed-in hakkı için felekler yaratılır. Nuh-un gemisi yürür ve selamete erişir. Hz. Muhammed-in EHL-İ BEYT-İ de aynı keramete sahiptir.
Alevilik kaynağı Kur-an-dan, Hz. Muhammed ve onun soyundan gelen EHL-İ BEYT-TEN alan 1400 yıldan bu güne değerinden hiç bir şey kaybetmeden azimle inançla ve şerefle bu günlere taşınan bir inanç bütünlüğüdür. Bu inanç-ı anlamak, belirli bir düşünme yeteneğinde yoksul olanlar gerçeğin şekli görünümünün arkasında yattığını bilmeyenler ve dinsizliklerini din sananlar, kendilerinden, başkalarına saygı duymayanlardır.
Alevi ola bilmek için, önce insan olmak lazımdır. Yalancıdan,zalimden, cahilden, sahtekardan, dinsizden alevi olmaz. Tarih boyunca Alevilik bu değerlere karsı durmuştur.
Bilinmelidir ki yukarıda da arz etiğimiz gibi Aleviliğin öz kaynağı Kur-an dır, EHL-İ BEYT-TIR. Ve on iki imamlardır. Kısacası Allah Muhammed ve Ali dır. İslam-ın çağdaş bir yorumudur. Hz. Muhammed-i EHLİBEYT-İ ve kur-an-ı inkar edilerek Alevilik olmaz.
Görmüyor isen gerçek varlığı
Sünni isen Alevi isen ne çıkar
Sanat edindiyse sahtekarlığı
Sünni isen Alevi isen ne çıkar

İnsanlar giderken hep ileriye
Bizler inadına kaldık geriye
Gelmedikçe cehaletten beriye
Sünni isen Alevi isen ne çıkar

Gayet inatçıysan gayet zorbalı
Gündüz tespihliysen gece kavgalı
Olmadıkça cemiyete faydalı
Sünni isin Alevi isen ne çıkar

Daimi-yem nefse galip olmasan
İlme fazilete talip olmasan
Ele dile bele sahip olmasan
Sünni isen Alevi isen ne çıkar.

ALEVİLİK
Alevilik dini İslam kitabı Kur-an Allah-a kul, Hz. Muhammed-e bağlı Hz. Ali-ye EHL-İ BEYTİN yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli-nin Eline,Beline,Diline sayıp olmayı ilke edinen,iyi düşünce,iyi ahlak iyi söz ve iyi davranışta kendini bulan Tanrı korkusu yerinin sevgisini benimseyen,Kur-an Kerim şekline değil, özüne inen Akıl mantık ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoludur.
Alevi İslam anlayışı, İslamiyet-in Kur-an-a dayalı Hz. Muhammed-in buyruklarına göre İslam-ı evrensel değerleri insanlığına yeni kapılar açan bir büyük düşünce akımı olan Tasvvuf felsefesiyle yaşam bulmuştur. Özünü insan sevgisinden bulur. Tanrı-nın insanları severek yarattığına ve insanların sevgi ile bir birlerine saygı ile olgunlaşarak olgun insan İnsan-ı kamil olacağına, Kur-an-da da belirdiği gibi evrende Tüm varlıkların Allah tarafından yaratıldığına ve Alla-ı öz varlığı olduğuna inanır. Alevi İslam anlayışı, Hz. Ali Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı veli,yunus emre,Pir sultan Abdal, ve Anadolu Erenleri Kur-an-ın yorumlarını halka anlatan inanç önderlerinin çabalarıyla yaygınlaşmış ve geniş bir coğrafi alanda yaşam bulmuştur. 9- yy – ile 13 yy- arasında orta asya, Anadolu ve Balkanlar-ı İslamlaştıran bir yorumdur. Alevilik Hz. Muhammed-in ve EHL-İ BEYT-İN yoludur. Alevi kendisini her anlamda yetiştirmiş bir yüzü ile halka ve bir yüzü ile de yaratana HAKK-A bakan bir insan olmayı amaçlar. Anadolu Aleviliği kendine özgü dinsel inançları olan, yaşam felsefesi, davranış kalıpları, değer yargıları ve evrensel boyutlar kazanmış, İslam-ın içinde insanın Allah-a yakınlığını ifade eden, özgür töreleri olan, CEM ibadetlerinde bağlama esliğinde DEYİŞ ve semalarla da yer veren, kadın ve erkek ayrımı gütmeyen bir inanç biçimidir. Bu yola gönül verenlerden ise kimseye bir zararları olmaz.
Çünkü Alevilik ikrara bağlı, Rehbere, Mürşide, Pire, ve mısayip ikrarına bağlıdır.
MÜRŞİDİ. Hz. Muhammed.
RAHBERİ. Hz. Ali.
PİRİ. Hz. İmam Hüseyin
Birde mısayip ikrarı vardır. Her Alevi olan canın ila bir mısayibi olması gerek.

İkrar kapısından olmayan kişi.
Yüz bin sene namaz kılsan ne fayda.
Haktan haberi yok çoğalmış yaşı
Cehli ekber odur yaşlı olsa ne fayda.

Namaz kılar amma sırını bilmez.
Hakkı aramaktan hiç geri kalmaz.
Ehl-i Beyt kapısında dara eğilmez.
Yüz bin sene namaz kılsan ne fayda.

Arif ol kişidir ki nefsini bile.
Nefsini bilen kişi hem hakkı bula.
Nefsini bilmeyen arada kala.
Yüz bin sene namaz kılsan ne fayda.

Namazın sırı odur ki hakka yalvarmak.
Her an başını taşa vuruyor ahmak.
Esfel ehli sayılan nefsine uymak.
Yüz bin sene namaz kılsan ne fayda.

İLGAZİ der ki her kim arif olmasa.
Nefsi mudmayini her kim bilmezse
Ehl-i Beyt kapısında eli olmasa.
Yüz bin sene namaz kılsa ne fayda.

Cemal sevin İzmir limontepe cem evi

Hakkında Cemal SEVİN

Ayrıca Kontrol Ediniz

SONSUZ MATEM

Yan Kerbela… Can Kerbela… Kan Kerbela… Şan Kerbela… Ve Hayat ve ölüm ve Şehit Kerbela. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir